Ceza yargılaması kanunda sınırlı olarak sayılmış olan suçların işlenmesini önlemek amacıyla gelişen bir hukuk dalıdır. Ceza yargılaması soruşturma aşaması ve kovuşturma aşaması olmak üzere iki evreden oluşur. Soruşturma aşamasında suç isnat edilen kişi şüpheli sıfatını taşırken kovuşturma aşamasında ise suç isnat edilen kişi artık sanık olarak nitelendirilir.  Ceza yargılamasında devletin amacı toplumsal güvenliği korumak için belirli fiillerin işlenmesini önlemektir. Ancak bu aşamada kanunsuz suç olmaz ilkesi devreye girmektedir. Zira devlet vatandaşlarına kanunda önceden düzenlenmemiş bir suç isnadında bulunamaz. Ceza davaları suçtan zarar gören kişinin şahsen açtığı bir dava türü değildir. Şahıslar ancak ve ancak şikayette veya ihbarda bulunabilir. Suçun işlendiği haberini alan iddia makamı soruşturma açılmasına karar verir ve delilleri toplar. Toplanan delilleri değerlendiren savcılık makamı tarafından suçun sübutuna etki edecek derecede yeterli delil olduğu düşünülüyorsa iddianame düzenlenir. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde kovuşturma aşamasına geçilir. Görüleceği üzere ceza hukukunda bir tarafta güçlü olan devlet, diğer tarafta ise haklarının korunması gereken birey vardır. Sanık haklarının bu nedenle ceza muhakemesinin temel ilkelerine uygun olarak korunması gerekir. Suç isnadı altında bulunan sanık ceza yargılaması sonucunda siciline suç kaydı işlenmesi, daha da önemlisi, özgürlüğünden mahrum kalma tehlikesi ile karşı karşıyadır. İnsan özgürlüğü insan hayatının en temel gereksinimidir. Bu nedenle alanında deneyimli iyi bir ceza avukatı ile çalışılması bireylerin özgürlük ve adil yargılanma hakları açısından hayati öneme sahiptir. Yargılama sırasında ceza avukatları tarafından müdafii olduğu müvekkilinin lehine gösterilen deliller her aşamada detaylı bir süzgeçten geçirilmelidir. Doktrindeki ve içtihatlardaki yenilikleri takip eden ceza avukatları müvekkillerinin olası hak kayıplarını hukuka uygun olarak engellemelidir. Ceza yargılaması sonucunda; beraat, ceza verilmesine yer olmadığına dair karar, mahkumiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi ve davanın reddi ve düşmesi olmak üzere beş çeşit karar verilebilir.  Kendisine suç isnat edilen kişi hakkında mahkumiyet hükmü verilinceye dek masumdur. Özellikle masumiyet karinesinin  dikkat ve özenle ileri sürülmesi ceza yargılamasındaki en belirleyici etkiyi oluşturur. Sahip olduğumuz insani değerlere uygun olarak ortak değerimiz olan masumiyetin korunması ceza hukukunun ve hukukçuların en önemli ilkesidir. Alanında profesyonel ekibimizle birlikte müvekkilimizin geçirdiği zor zamanlarda en etkili hukuki desteği mesleki değerlerimize uygun olarak sağlıyoruz.